Springe direkt zu: Contentbereich, Hauptnavigation, Suche
Sie sind hier:
Yeni seçilen federal hükümet, koalisyon anlaşmasını "Büyüme. Eğitim. Birliktelik." (Wachstum. Bildung. Zusammenhalt.) ilkesi altına koydu. Ben bu anlaşmayı daha çok aldatmaca olarak tanımlarım. Böylesine utanç verici bir başlangıç bugüne kadar az görülmüştür. CDU-FDP koalisyonun ne bir vizyonu var, ne bir modernleştirme projesi, ne gelecek planları, ne de herhangi bir oryantasyonu. CDU ve FDP yeni bir başlangıç yapmıyorlar, daha çok Helmut Kohl'un 1998 senesinde seçimleri kaybetmesine sebep olan siyaseti devam ettirme çabasındalar. Koalisyon anlaşması, gelecek için gerekli cesaretin altını çizmekte olduğunu iddia etmektedir. Bu oldukça saçma; denetim için gerekli cesaret denilse daha doğru olur sanırım. Tüm alanlar için öncelikle komisyonların kurulması öngörmekte veya gelecek için en önemli sorunları, 84 farklı denetim girişimiyle uzunca oyalamayı planlamaktadır. Uyum konusundaki oyalama düşüncesi ayrıca ilginçtir. Koalisyon sözleşme metnine şöyle bir baktığınızda birçok sıcak söz ve artık alışılmış "Sizleri istiyoruz ama..." kalıplarını bulabilirsiniz. Ancak satır aralarında bulabileceğiniz ince vurgular çok ilgi çekicidir. Buna göre "entegrasyon sözleşmesi", "bireysel entegrasyon teşvik yükümlülüğün arttırılması" için koalisyon sözleşmesinin merkezine yerleştirilmektedir. Yeni gelenler ve göçmenler Almanya'yla bu doğrultuda bir sözleşme yapacaklar – ay ne kadar da güzel! Ancak sözleşmenin amacı ve "uyum tedbirlerin belirlenmesi ve bunların sürekli olarak denetlenmesi" kim tarafından yapılacağı tamamen belirsiz bırakılmıştır. Sözleşmede Almanya'yı temsilen büyük olasılıkla artık çok iyi tanıdığımız yabancılar dairesi (Ausländerbehörde) yer alacaktır. Çünkü bunun öncesinde bir de "yabancılar dairelerin var olan hizmet karakteri"nin güçlendirilmesi planlanıyor. İyi güzel de, koalisyon tarafları tam olarak hangi hizmet karakterini kastediyor acaba? Yeni koalisyon yabancılara verilecek yeni yükümleri onaylayıp verilecek hakları engelliyor. Koalisyon sözleşmesinde ne vatandaşlığa geçimin kolaylaştırılması sözkonusu ne de yabancılara yerel seçim hakkının verilmesi. Bununla birlikte, burada doğmuş olan yabancıları 18'inci doğum günlerinde Alman vatandaşlığı ve ana baba'nın vatandaşlığı arasında zorunlu seçim yapmaya zorlayan zorunlu tercih uygulaması (Optionszwang) kalacak ve sadece tekrar gözden geçirilecek. Toplumun yabancılara karşı olumsuz tutumu ne yazık ki yeni hükümet tarafından alevlendirileceğe benziyor. Yabancılara yönelik saldırılar son senelerde çoğalmıştır ve bu durum kimseyi rahatsız etmemektedir. Toplumda tepki haykırışları yükselmiyor. Alman bir mahkemede hamile bir kadının uyruğu sebebiyle bıçaklanarak öldürülmesi bile böyle bir tepkiyi uyandıramamıştır. Ve daha geçen ay Aşağı Saksonya'da genç bir Müslüman bayan eğitim siyasetine karşı bir gösteride dövülmüştür ve ırkçı söylemlerle hakaretlere maruz kalmıştır. Bununla ilgili siyaset veya medya tarafından hiçbir tekpi veya isyan gelmemiştir. Bu, bana göre tam anlamıyla bir skanldır.