

Eyalet Hükümeti'nin göreve başlamasından bu yana, ana dil dersleri düzenli olarak azaltıldı. 2003 yılında ana dil dersi olarak 5.000 saat ders verildiyse bu rakam 2009 yılı sonunda yarıya inmiş durumda. Peki ya ne oldu? Yoksa yeni nesilde ana dili öğrenme ilgisi mi azaldı? Bu dersleri verebilecek öğretmenler mi kalmadı?
Hayır, hiçbiri. CDU-FDP çoğunluğu gayet niyetli olarak davrandı ve karar verdi. Hükümetin başına gelir gelmez, birçok ana dil öğretmeni emekliliğe ayrılmak üzereyken yeni öğretmenler yetişmesin diye işe almalar derhal durduruldu. Diğer tarafta siyasi bir hedef güdüldü; önce Almanca sonra ana dil öğrenilsin. Ve tüm bunlarla birlikte bir de ilkokullardaki İslam din dersi deneme projesi yapıldı. Hrıstiyan demokrat hükümetinin bu prestij projesi bir önceki hükümet tarafından tasarlandı ancak CDU-FDP hükümeti tarafından hayata sokuldu. Ancak burada bir sorun vardı; gerekli sayıdaki öğretmenler nereden bulunacaktı?
Ama iki sorunu bir anda halletmek üzere Eyalet Başbakanı Wulff için bu bulunmaz bir fırsat oldu. Ana dil dersi verecek öğretmenleri alınız, birkaç haftasonu semineriyle bunlara İslam din dersi öğretmeni olabilecek bilgiyi veriniz ve buyrun; size göstermelik bir İslam din dersi. Bunun tabii ki bir de güzel bir yan etkisi var; göçmenler buna ses çıkarcak değiller çünkü onlara ana dil dersi yerine İslam din dersi vermişsiniz. Peki buna ne demeli? Şantaj mı? Küstahlık mı? Yoksa basitce kurnaz pazarcılık mı? Ama pazarlarda müşteriye alışverişi isteyip istemediği en azından bir sorulur. Ne yazık ki burada o bile olmadı, işlem hiç aksamadan tamamlandı – göçmen örgütlerine hiç danışılmadan. Ve ayrıca böyle bir pazarlıkta kim seçebilirdi ki; bir tarafta Din, diğer tarafta Dil!
Eyalet Hükümeti bu konuda göçmen siyasetindeki gerçek yüzünü bir kez daha açıkça göstermiş oldu. Buna kesinlikle eşit seviyede siyaset denilemez. İşin asıl acı tarafı ise göçmen çocukların potansiyeli olan çok dilliliğin çürütülmesi. Tüm bir göçmen neslinin çok dilliliği kullanılmaması ve geliştirilmemesi, geleceği ihracata dayalı olan ve birçok uluslararası ticari ilişkisi olan Almanya için vahim bir durum.
2010 yılında hepbirlikte ana dil dersleri için yeniden mücadele etmeliyiz çünkü Yunan, Arnavut, İspanyol, Portekizli ve Arap anababalar da aynı kaderi paylaşmaktalar. Ama bir konuyu ayrıca belirtmekte fayda var; ana dil dersleri yeniden verilirken İslam din derslerinde kısıtlamalar olmamalı. Böyle bir takas asla kabul edilemez.