

Dünya, 11 eylül 2001 tarihinden sonra tamamen değişti. Bu, yeni yılda da farklı olmayacak. Kamuoyu'nun İslam'a ve Müslümanların yaşamına duyduğu ilgi o günden beri arttıyor. Radyo ve televizyon yayınlarına ve sayısız tartışmalara bakılırsa (bu yazım da tüm bunlara dahildir) ve bunlar herkesin yakın çevresinde yer aldığı da düşünülürse, İslam konusunun her yönüyle her alanda mevcut olduğu hiç abartmadan söylenebilir.
Toplumdaki (siyasal) İslam'la ilgili tartışmada önemli kuşkuların olduğu görülüyor. Burada hem Müslümanları hem de gayrimüslimleri kastediyorum. Bir taraf için tüm bu gelişmeler büyük ölçüde bir "medeniyetler çatışması", diğerleri için ise "devletlerinin İslamlaşması". Bunların yanısıra "İslami terör"le mücadele iddiası da tüm tartışmanın içerisinde önemli bir yer alıyor. Ayrıca tartışmada Müslümanlara yönelik bir genelleme olduğu açıkca ortaya çıkıyor; İslam dini, tüm yönleriyle algılanmıyor, çok kısa ve eksik şekilde özetleniyor. Aşağı Saksonya'da tartışmanın farklı boyutlarını eyalet hükümetinin çeşitli projelerinde net olarak görebiliyoruz. Bir yandan siyaset çok sayıdaki Müslümanlarla eşit seviyede diyalog kurmaya çalışıyor ve Müslüman dernek temsilcileriyle ilişkileri güçlendirmeyi hedefliyor. Aşağı Saksonya okullarında İslam din dersi verme projesi de bu girişimin bir parçası olarak görülebilir.
Diğer yandan ise cuma namazlarında cami önlerinde aramalar yaparak ve "Müslümanların entegrasyonu" adı altında bir danışma kurulu toplayarak, Müslümanlara ayrımcılık yapılıyor ve Müslümanlar toplumda daha fazla kontrol edilmelidir, gözetlenmelidir ve entegre edilmelidir havası yaratılıyor. Burada, siyasetin Müslümanlara nasıl davranacağını bilemediğini de görebiliyoruz. Ancak aynısı diğer taraf için de geçerli; Müslümanlar arasında kim çıkıp siyaset için muhatap olabilir? Kim hangi Müslümanları temsil ediyor ve toplumda ne kadar söz hakkı hedefleniyor? Bana göre, bu toplumdaki tüm kuşkular ve korkular ancak iki tarafın katkısıyla giderilebilir. Hem taleplerini açık ve net ifade eden, öz güvene sahip din temsilcilerine, hem de Müslümanlara karşı ikiyüzlü olmayan ve eşit seviyede, samimi bir siyaset güden politikacılara ihtiyacımız var.