Filiz Polat, MdL

Springe direkt zu: ContentbereichHauptnavigationSuche


Bündnis 90/Die GrünenClaim filiz

ServiceNavigation


Suche


Hauptnavigation


Sie sind hier:

 
  1. Startseite
  2. Türkçe 
  3. Basın Açıklamaları 
  4.  Artikel

1. Januar 2011

Hoş geldin 2011: İşçi Alımı Anlaşması 50 yaşında!

Filiz Polat‘ın Ocak Ayı Yorumu - Monatliche Kolumne von Filiz Polat in der İMAJ, Januar 2011

Bu yıl, Almanya’nın birçok kentinde Almanya ve Türkiye arasındaki İşçi Alımı Anlaşması’nın yıldönümü kutlanacak. 31 ekim 1961 tarihinde imzalan sözkonusu anlaşmayla iki ülke, Almanya’ya Türk göçünün önünü açtılar. İlginçtir; bu anlaşma için ilk adımları Türkiye atmıştır. Daha önce 1955 yılında Almanya’yla İtalya arasında imzalanan benzer bir anlaşmayı örnek alarak Türkiye, yurtdışındaki Türk işçilerin ülkeye göndereceği para sayesinde dış ticaret açığını kapatmayı hedefliyordu. 1961 ile kasım 1973 arasında toplam 2.66 milyon insan Almanya’ya iş başvurusunda bulundu. Bunlardan ancak 650 bin kişi, yani yüzde 24’ü, Almanya’da iş bulabildi. İstanbul’daki Alman irtibat bürolarına yapılan başvuruların yüzde 80’i, İstanbul dışından yapılmıştı. Almanya’ya giriş kriterleri arasında yaş da önemliydi; buna göre, kalifiye elemanlar için yaş sınırı 40 yaş, kadınlar için 45 yaş, maden işçileri için 35 yaş ve vasıfsız işçi için de 30 yaş olarak belirlendi. Kadınların oranı ise yüzde 20’deydi. Cumhuriyet gazetesinin 4 ağustos 1965 tarihli bir haberi, Alman işverenlerinin gerekçelerini çok güzel özetliyor. Haberde konu edilen bir basın toplantısında, zamanın Alman İşverenler Birliği Başkanı Wilhelm Keller, Almanya’nın gelecek 10 yılda Türkiye’den 500.000 işçi davet edeceğini belirtmiş. Kendi şirketinde 120 Türk çalıştırdığını söyleyen Keller, bu işçilerinden çok memnun olduğunun da altını çizmiş. Türk işçilerin yurtdışına çıkma gerekçeleri ise daha çeşitliydi; kimisi mesleki açıdan ilerlemeyi ve kendini geliştirmeyi hedeflemiş, kimisi ise 1960’lı Türkiye’sinin siyasi kargaşasından kaçmayı. Gelen işçilerin çoğu ise kısa zamanda bir miktar para kazanıp, kendilerine Türkiye’de güzel bir hayat kurmayı amaçlamış. Ancak hepsinin ortak noktası, hiç tanımadıkları yeni bir ülkede yeni bir başlangıç yapmak zorunda kalmalarıydı. Anlaşma gereği kalacakları zaman da oldukça kısaydı; bugün de göç yasalarında olduğu gibi çalışma izinleri, 2 yıl ile sınırlıydı. Ancak bugün de bildiğimiz gibi, 2 yıllık çalışma izinleri ne yazık ki hala aynı şekilde kısıtlansalar da, bu uygulama, tamamen yanlıştır. Ozaman da aynen öyle olmuştur; daha 3 yıl geçmeden Alman şirketleri 2 yıllık işçi rotasyonunu kaldırmak için baskılara başlamış. Alman İşverenler Örgütü (Bund Deutscher Arbeitgeber), Almanya Çalışma Bakanlığı’na bir yazı göndermiş ve yeni işçileri işyerlerine adapte etmenin masraflı olduğunu, Alman şirketlerinin de bundan dolayı doğal olarak, işçilerin kalmak istemesi durumunda, çalışma izinlerinin 2 yıldan fazla verilmesinden yana olduklarını belirtmiş. Bundan kısa bir süre sonra 2 yıllık sınır da anlaşmadan silinmiş. Türk işçileri, Almanya’da “Wirtschaftswunder” olarak adlandırılan mucizevi ekonomik kalkınmada önemli rol oynadılar. Bunu bu sene doya doya kutlamak gerekir. Aynı zamanda uyum ve göç tartışmalarında ilk göçmen neslini de asla unutmamak gerekir. Çünkü, uyum konusunda örnek kişilerden söz edilecekse, bunlar futbol yıldızları ya da Türk kökenli siyasetçiler olmamalı; asıl yıldızlar, bizler ve bu ülke için büyük emekler veren ve fedakârlıklar gösteren bizim ana babalararımız ve büyüklerimiz.

Zusätzliche Information