Filiz Polat‚ın Şubat Ayı Yorumu - Monatliche Kolumne von Filiz Polat in der İMAJ, Februar 2011 İslamofobi – İslam korkusu büyüyor

İslomofobi, Wilhelm Heitmeyer gibi sosyologlar tarafından ırkçılık ve antisemitizm gibi fenomenlerle birlikte “bir gruba yönelik insan düşmanlığı sendromu” olarak sayılmaktadır. 11 eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen saldırılardan sonra bu korku veya düşmanlık arttı. Toplumdaki bu dramatik değişimin medya neredeyse hiç yer almaması gerçekten ilginçtir. Müslümanlara ve camilere yönelik saldırılar veya günlük yaşamda birçok göçmenin maruz kaldığı ırkçılık görmezden geliniyor. Dresden’de 2009 yılında işlenen Merve El Şerbini cinayeti bunu korkunç bir şekilde gündeme taşıdı. Haber merkezleri bu olaya ancak dünya basınında çıkmasından sonra ilgi duydu. Duisburg’daki Dil ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Siegfried Jäger “Die Zeit” gazetesindeki bir yazısında, bu olayın “lanse edildiği gibi münferit bir islamofob saldırı” olmadığını, “yabancı düşmanlığından dolayı işlenen suçlar zincirinde bir halka” olduğunu belirtmiş.

Hannoversche Allgemeine Zeitung gazetesinde haberin yayımlanmasından sonra Yasin Çelik isimli gencin yaşadıkları basında bu kadar ilgi uyandırması, beni açıkcası şaşırttı. Bu genç, iki yıl önce öğretmeni tarafından anonim bir şekilde aşırı İslamcı gruba bağlı olmakla suçlanarak polise şikayet edildi. Şikayet yazısı ise 11 eylül olaylarının yıldönümünden üç gün önce polisin eline geçti. Öğretmen için, ozaman 19 yaşında olan öğrencinin üç ay evvel yazdığı bir ödev yeterli oldu. Bu anonim yazıdan dolayı Yasin Çelik’i yakın takibe alan polis, incelemeler sonucunda gencin hiçbir suç işlemediği sonucuna varmış ve gençle irtibata geçmiş. Yazının öğretmene ait olduğunun anlaşılmasından sonra iftiradan dolayı öğretmene açılan dava düşmüş, hiçbir resmi makam tarafından özür dilenmemiş ve bu genç insan hiçbir şekilde aklanmamış. Okuldaki diğer öğrencilerin konuyu öğrenmelerinden sonra, kendisine hakaret ettikleri için, Yasin okuldan mezun olamadan ayrılmak durumunda kalmış. Konunun şimdi siyasi olarak ele alınması bu genç için de faydalı olacaktır. Ancak kendisine pek anlayışla yaklaşıldığı söylenemez; tam aksine öğretmenin davranışı anlayşla karşılanıyor. Birçok insan kendisini öğretmenin yerine koyabiliyor ve vatandaşların “uyanık ve dikkatli” olması gerektiği savunuluyor! İnternet’teki olayla ilgili haberlere yapılan çok sayıda yorum bulunuyor. Bir sayfada yapılan 400 yorum arasında bir yoruma bence çok güzel cevap verilmiş; “bir kişi fazldan şüphelenmek, bir kişi eksik şüphelenmekten iyidir” yorumuna bir yorumcu demiş ki: “Bu mantıkla hareket edersek, hemen Tony Blair’e varırız; kendisi, terörle mücadele kapsamında suçsuz birinin hapsedilmesi, suçlu birinin serbest kalmasından iyi olduğunu söylemişti. Bu tutum geniş bir tabana yayılırsa, hukuk düzeni diye birşey kalmaz.” Ülke bu konuda bölünmüş durumumda ve ortam geçen seneki aceleci terör uyarılarından sonra daha da gergin.

Zurück zum Pressearchiv